Premenstrüel sendrom yani adet öncesi gerginlik sendromu (PMS), kadınlarda adet döngüsünün yumurtlama fonksiyonundan sonra başlayan döneminde, şişkinlik, baş ağrısı, halsizlik ve kilo alımı gibi fiziksel ve depresif duygu durum, irritabilite, gerginlik gibi ruhsal belirtiler yarattığı bir durumdur. Merkezi sinir sisteminde oluşan duyarlılık ve genetik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan adet öncesi gerginlik sendromu kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 80’ini etkilemektedir.
Hepatit B, hepatit B virüsü (HBV) ile enfekte bir kişiden alınan kan, meni veya başka bir vücut sıvısının, enfekte olmayan birinin vücuduna girmesi sonucu karaciğerin iltihaplanmasıdır. Daha çok anneden çocuğa ya da cinsel yolla bulaşan hepatit b ciddi bir sağlık sorunudur. Hepatit B eğer akut formunda meydana geldiyse kısa süreli bir etki yapar ve iltihaplanma geçicidir. Eğer kronik bir hepatit b vakası söz konusuysa virüsün meydana getirdiği enfeksiyonun 6 aydan uzun sürmesi söz konusudur. Hepatit B kan testi ile tespit edilebilirken aynı zamanda aşı ile de önlenebilen bir hastalıktır.
Hepatit A, kötü hijyen koşulları nedeniyle bulaşarak kişinin karaciğerini etkileyen viral enfeksiyonlar arasında yer alır. Karaciğer iltihabına neden olan hepatit A, halk arasında sarılı olarak da bilinir ve oldukça bulaşıcıdır. Hepatit A belirtileri, ateş, halsizlik, kusma ve mide bulantısı şeklinde kendini gösterir. Semptomlar birkaç ay sürebilir, ancak sonunda tedavi olmaksızın kaybolabilir. Hastalıktan korunmanın birincil yolu aşıyken, diğer yolu ise ellerin doğru yıkanması, taze sebze ve meyvelerin temiz suyla iyice yıkanıp öyle tüketilmesidir.
Hemoroid yani basur, anüs ve rektumun alt kısmındaki damarların iltihaplanması, genişlemesi ve şişmesidir. Hamilelik, kabızlık, kısa sürede çok fazla dışkılama, ıkınma, uzun süre tuvalette oturma ve aşırı kilonun anal bölgede yarattığı basınç sonucu damarların şişerek basura neden olur. Kaşıntı, akıntı, makatta kanama ve sızlama en temel belirtileridir.
Hemolitik anemi, vücutta eritrosit olarak bilinen kırmızı kan hücrelerinin, üretilebildiğinden daha hızlı bir şekilde yok edildiği ve parçalandığı bir kan hastalığıdır. Aneminin yaygın türlerinden biri olan hemolitik anemi, genetik kökenli, enfeksiyonlar ve bazı ilaçların kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Tedavi ise hemolitik anemiye neden olan durumun kontrol altına alınmaya çalışılmasıyla gerçekleşir.
Demir yüklenmesi olarak da adlandırılan hemokromatoz ya da hemokromatozis, vücudun aşırı miktarda demir depolaması sonucu vücutta zararlı düzeylere ulaşan fazla demir birikimine bağlı rahatsızlıktır. Genellikle genetik kökenli bir durum olan hemokromatozis, kalp, karaciğer ve pankreas dahil olmak üzere vücutta ciddi hasara yol açabilir. Birincil hemokromatozis genetik kaynaklı meydana gelirken sekonder hemokromatiz ise anemi, kan nakli, demir ilaçları ve uzun süren diyalize bağlı meydana gelebilir.
Hemipleji, vücudun sağ ya da sol bölgesini etkileyen, toplum içinde inme ya da kısmi felç olarak bilinen bir durumdur. Erken teşhis ile tedavisinde ilerleme kaydedilebilmektedir.
Hematom, bir organ, doku veya vücut boşluğunda daha çok pıhtılaşmış kandan oluşan kan birikimidir. Hematom, yaralanma sonucunda sızan kanın deri altında birikmesidir. Kan o bölgede pıhtılaştıkça bir hematom oluşarak şişlik ve ağrı görülebilir. Hematom genellikle ameliyat veya yaralanma sonucu hasar görmüş kırık bir kan damarından kaynaklanır. Beyin dahil vücudun herhangi bir yerinde kendini gösterebilir.
Bu sitedeki bilgiler, sağlıklı yaşam konusunda genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel sağlık durumunuzla ilgili herhangi bir karar vermeden önce mutlaka doktorunuza danışınız. Bu sitedeki bilgiler, tıbbi tavsiye olarak değerlendirilmemeli, herhangi bir hastalığın teşhisi veya tedavisi için kullanılmamalıdır. Doktor.net.tr, bu sitede yer alan bilgilerin doğruluğu, eksiksizliği veya güncelliği konusunda herhangi bir garanti vermez. Bu sitedeki bilgileri kullanmanızın sonucunda ortaya çıkabilecek herhangi bir sorun için Doktor.net.tr sorumlu tutulamaz.
