Premenstrüel sendrom yani adet öncesi gerginlik sendromu (PMS), kadınlarda adet döngüsünün yumurtlama fonksiyonundan sonra başlayan döneminde, şişkinlik, baş ağrısı, halsizlik ve kilo alımı gibi fiziksel ve depresif duygu durum, irritabilite, gerginlik gibi ruhsal belirtiler yarattığı bir durumdur. Merkezi sinir sisteminde oluşan duyarlılık ve genetik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan adet öncesi gerginlik sendromu kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 80’ini etkilemektedir.
Diz ağrısı, aşırı kullanımdan ya da kireçlenme gibi artrit sebeplerden kaynaklı olabilir. Diz ekleminde yer alan kireçlenme ağrılı ve ciddi bir hastalık olarak bilinir. En çok görülen semptomları da dizde şişlik ve sertlik şeklindedir. Diz kireçlenmesi yürüme ve merdiven çıkma gibi günlük aktiviteleri zorlaştırabileceğinden ağrıyı yönetmek bu noktada önemlidir.
Solunumun gerçekleşmesine yardımcı olan diyafram kası, tümör, travma ya da bazı hastalıklar nedeniyle işlevsiz hale gelebiliyor. Nefes almayı zorlaştıran bu duruma diyafram felci deniliyor. Akciğer filmi ya da gerektiği durumda filoroskopi ve elektromiyografi (EMG) testleri ile tanısı konulan diyafram felcinin tedavisi ise altta yatan sebebin belirlenmesinden sonra uygulanıyorr. Diyafram felcinde diyafram pilikasyonu ve diyafram pili yöntemleri tedavi seçenekleri arasında bulunuyor. Bu işlemlerin yapılmasının ardından hastaların dikkat edilmesi gereken noktalara uyumu da büyük önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Sedat Gürkök, diyafram felci ile ilgili bilgi verdi.
Diyabet (şeker hastalığı) ve diyabete eşlik eden yüksek tansiyon rahatsızlığı (hipertansiyon), vücutta böbrek hasarına yol açarak diyabetik nefropati hastalığının gelişmesine neden olabiliyor. Diyabetin kişinin yaşam kalitesini bozan ciddi bir komplikasyonu olan diyabetik nefropati, takip ve tedavi edilmediği takdirde böbrek yetmezliği ve en sonunda da yaşam kaybına yol açabiliyor. Düzenli takibin hayati önem taşıdığı diyabetik nefropatide kan şekeri yüksekliği, genetik yatkınlık, obezite ve hipertansiyon risk faktörlerini oluşturuyor. Risk faktörlerini ortadan kaldırmak ya da kontrol altında tutmak ise tedavinin en önemli aşamasını oluşturuyor.
Divertikülit, sindirim sistemindeki bir veya daha fazla küçük kesenin iltihaplanması veya enfeksiyonu sonucu şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme ve karında şişliğe neden olan bağırsak hastalığıdır. Divertikülit tedavisi hastanın yaşına, ek hastalıklarına, hastalığın yaygınlığına göre farklılık gösterebilmektedir. Divertikülit belirtileri hafifse evde tedavi ve divertikülit diyeti uygulanabilmektedir ancak bağırsaklarda apse, fistül, obstrüksiyon (tıkanıklık), bağırsak duvarında delinme gibi durumlarda cerrahi tedavi tercih edilebilmektedir.
Bruksizm yani diş sıkma veya diş gıcırdatmanın genetik olduğu düşünülmekte ve toplumda ortalama olarak her 5 kişiden 2’ sinde bulunmaktadır. Bruksizm rahatsızlığı olan kişilerin yüzde 5-10’unda dişlere uygulanan kuvvet sonucu dolguların ve dişlerin kırılması gibi zararlar ortaya çıkabilmektedir.
Bakterilerin neden olduğu diş kökü enfeksiyonu her yaşta görülebiliyor. Dişte oluşan bir kırık, çürük veya boşluktan girebilen zararlı bakteriler diş köküne ulaşarak enfeksiyona sebep olabiliyor. Tedavi edilmeyen bir diş kökü enfeksiyonu, tüm vücuda yayılarak sepsis gibi çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Ağız sağlığının ihmal edilmesi, şeker ağırlıklı beslenme ve sigara kullanımı gibi durumlar diş kökü enfeksiyonu riskini artırıyor. Kanal tedavisi, antibiyotik kullanımı, diş çekimi ve apse boşaltma gibi farklı tedavi yöntemleri bulunan diş kökü iltihabının önüne alınacak önlemlere geçilebileceğinin unutulmaması gerekiyor. Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dr. Dt. Berna Turgut, diş kökü enfeksiyonu ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi.
Diş kırılması, ağız sağlığı açısından büyük sıkıntılara neden olabilecek risklerden birini oluşturuyor. Dişleri kaplayan mine, vücudun en sert dokusu olsa bile diş çürüğü başta olmak üzere düşmek, yüze darbe almak veya sert bir şeyi ısırmak gibi farklı etkenler dişin kırılmasına neden olabiliyor. Dişin kırığının tespit edilmesi durumunda hemen tedaviye başlanması o dişin kurtarılması açısından büyük önem taşıyor. Kırılan bir dişin tedavisinde hangi yöntemin kullanılacağı ise dişte oluşan hasara bağlı olarak değişiyor. Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dr. Dt. Janset Şengül, diş kırılması ile ilgili bilgi verdi.
Bu sitedeki bilgiler, sağlıklı yaşam konusunda genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel sağlık durumunuzla ilgili herhangi bir karar vermeden önce mutlaka doktorunuza danışınız. Bu sitedeki bilgiler, tıbbi tavsiye olarak değerlendirilmemeli, herhangi bir hastalığın teşhisi veya tedavisi için kullanılmamalıdır. Doktor.net.tr, bu sitede yer alan bilgilerin doğruluğu, eksiksizliği veya güncelliği konusunda herhangi bir garanti vermez. Bu sitedeki bilgileri kullanmanızın sonucunda ortaya çıkabilecek herhangi bir sorun için Doktor.net.tr sorumlu tutulamaz.
