Premenstrüel sendrom yani adet öncesi gerginlik sendromu (PMS), kadınlarda adet döngüsünün yumurtlama fonksiyonundan sonra başlayan döneminde, şişkinlik, baş ağrısı, halsizlik ve kilo alımı gibi fiziksel ve depresif duygu durum, irritabilite, gerginlik gibi ruhsal belirtiler yarattığı bir durumdur. Merkezi sinir sisteminde oluşan duyarlılık ve genetik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan adet öncesi gerginlik sendromu kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 80’ini etkilemektedir.
Addison hastalığı, böbrek üstü bezler olan adrenal bezlerin yeterli hormon salgılamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle 30-50 yaş arasında teşhis edilen hastalığın en belirgin belirtileri aşırı yorgunluk, tuz yeme isteği, iştahsızlık ve kilo kaybıdır. İlaçla tedavisi mümkün olan addison hastalığı tedavi edilmediğinde addison krizine yol açarak hayatı tehlikeye sebebiyet verebilir.
Halk arasında akıl dişi olarak adlandırılan ve üçüncü azı dişleri şeklinde de ifade edilen 20’lik dişler, genellikle 17 -25 yaş aralığında çıkan, toplamda 4 adet olarak tamamen sorunsuz bir şekilde çıkan üçüncü ve son azı dişleridir. Bazı bireylerde yarım ya da tam gömülü şekilde çıkan 20'lik dişler özellikle çenedeki yer yetersizliğine bağlı olarak bölgedeki diş etinde kızarıklık, şişlik, lenf hassasiyeti, ağrı veya ağız açmada kısıtlılığa sebep olabilir. Bilinenin aksine 20 yaş dişlerinin her durumda çekilmesi gerekmez. Herhangi bir ağrıya sebep olmadan çiğneme işlevine yardımcı olabilir. Ancak özellikle yarısı çıkan, gömülü, çürük ve diş eti enfeksiyonuna yol açan 20’lik dişlerin çok vakit kaybetmeden çekilmesi gerekir.
Polimiyozit, vücudun her iki tarafında da oluşabilen, kaslara bağışıklık sisteminin saldırması sonucunda oluşan hastalık türüdür. İltihaplı bir hastalık olan polimiyozit, kaslarda güçsüzlüğe neden olabilir. Bunların yanında ağrılar ve yorgunluk da görülebilir. Polimiyozit olan kişiler otururken, kalkarken ve bir nesneyi kaldırırken zorlanabilirler. Kadınları erkeklerden daha sık etkileyen bu hastalıkta belirtiler zaman içerisinde gerçekleşir. Polimiyozitin kesin bir tedavisi olmasa da doktor kontrolünden sonra ilaçlardan fizik tedaviye kadar uzanan tedavi yöntemleri sayesinde kas gücü ve iyileştirebilir.
Psöriatik artrit, kronik bir cilt ve tırnak hastalığı olan sedef hastalığıyla bağlantılı, daha çok tendonların ve bağların kemiğe bağlandığı eklemlerin kronik iltihaplı bir hastalığıdır. Sedef romatizması, sertlik, şişlik ve eklem ağrılarına neden olur ve aynı zamanda ciltte kırmızı pullar gelişmesine neden olur. Parmak uçları ve omurga da dahil olmak üzere vücudun herhangi bir bölümünü etkileyebilen bu hastalık, alevlenme dönemlerinde etkisini artırabilir. Psöriatik artrit için kesin bir tedavi şekli olmasa da oluşan semptomları kontrol altına almaya yönelik olarak bir çalışma tedavi yapılabilir. Bu tedavi şeklindeki ama ise oluşan eklem hasarına önlemeye yönelik gerçekleşir.
Zollinger-Ellison Sendromu, pankreas veya ince bağırsağın üst kısmında (duodenum) bir veya daha fazla tümörün oluşmasıyla meydana gelen nadir bir hastalıktır. Gastrinoma adı verilen bu tümörler, midenin çok fazla asit üretmesine neden olan büyük miktarda gastrin hormonu salgılar. Fazla asit daha sonra peptik ülserlere, ayrıca ishale ve diğer semptomlara yol açabiliyor. Hayatın herhangi bir döneminde de ortaya çıkabilen Zollinger-Ellison Sendromu, 20 ila 50 yaşları arasında sık görülebilen bir yetişkin hastalığıdır. Her hastalıkta olduğu gibi Zollinger-Ellison Sendromunda da erken teşhis büyük önem taşıyor. Erken tanı genellikle 15 yılda %80'den fazla hayatta kalma ile sonuçlanabiliyor. Genel olarak, hastalığın hasta üzerindeki etkileri ve ölüm oranları, iyi bir tıbbi ve cerrahi yönetimle daha düşük olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi’nden Doç. Dr. Mehmet Buğrahan Düz, Zollinger-Ellison Sendromunun nedenleri, belirtileri, tedavi yöntemleri ve sık sorulan sorular hakkında bilgi verdi.
Yutma bozukluğu ile kendini gösteren zenker divertikülü, yaşam kalitesini oldukça düşürmekte ve reflü hastalığı ile karıştırılabildiği için tanısı gecikebilmektedir. Bu nedenle donanımlı sağlık merkezlerinde tecrübeli uzmanlar tarafından takip edilmesi önem taşımaktadır.
Genetik rahatsızlıkların bazıları günümüzde hala daha tedavi edilemiyor ancak bazı önlemler ve uygulamalarla hastaların konforu artırılmaya çalışılıyor. Ebeveynlerinden çocuklarına geçen bu genetik hastalıklardan biri de Zellweger sendromu olarak ifade ediliyor. Yenidoğan bebeklerde beyin, karaciğer ve böbrek gibi hayati sorunlara neden olan Zellwerger sendromu, hücresel işlev bozukluklarına yol açabiliyor. Doğumdan hemen sonra ciddi sorunlarla kendisini belli eden Zellweger sendromu, hastalara beslenme ya da hareket etme ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşatabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi’nden Uz. Dr. Serhat Seyhan, Zellweger sendromunun nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Bu sitedeki bilgiler, sağlıklı yaşam konusunda genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel sağlık durumunuzla ilgili herhangi bir karar vermeden önce mutlaka doktorunuza danışınız. Bu sitedeki bilgiler, tıbbi tavsiye olarak değerlendirilmemeli, herhangi bir hastalığın teşhisi veya tedavisi için kullanılmamalıdır. Doktor.net.tr, bu sitede yer alan bilgilerin doğruluğu, eksiksizliği veya güncelliği konusunda herhangi bir garanti vermez. Bu sitedeki bilgileri kullanmanızın sonucunda ortaya çıkabilecek herhangi bir sorun için Doktor.net.tr sorumlu tutulamaz.
